ABD Başkanı Donald Trump, Washington ve Tahran arasında giderek artan gerilimde, planlanan askeri saldırıyı “iki ya da üç günlüğüne ertelediğini” duyurdu. Savaş ihtimalinin her an kapıda olduğu bir dönemde yapılan bu açıklama, Trump’ın “stratejik belirsizlik” politikasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Trump, Körfez bölgesindeki müttefikleri olan Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderlerinden gelen talepler doğrultusunda, 19 Mayıs’ta gerçekleşmesi beklenen saldırının ertelendiğini ifade etti. Ancak, Wall Street Journal’a konuşan Körfez yetkilileri, Trump’ın bahsettiği saldırı planından haberdar olmadıklarını belirtti. Uzmanlar, Trump’ın bu durumu müttefikleriyle paylaşarak geri adımın sorumluluğunu dağıttığını öne sürüyor.
Analizlere göre, bu erteleme kararı, hazırlıkların devam ettiği bir dönemde dikkat dağıtma taktiği olarak yorumlanabilir. Trump’ın kriz zamanlarında uyguladığı “öngörülemezlik stratejisi”, rakiplerini ve müttefiklerini belirsizlik içinde bırakmayı hedefliyor.
İran tarafında ise, Tahran yönetimi sert tutumunu sürdürüyor. İran, düşmanca eylemlere karşı hazırlıklarını artırmış durumda. New York Times’a göre, enerji altyapısına yönelik olası saldırılara karşı çeşitli füze üslerini yeniden faaliyete geçiren İran, füze fırlatma rampalarını da stratejik noktalara yerleştirdi. Ayrıca, Rusya’nın desteğiyle Amerikan savaş uçaklarının uçuş rotalarını izleyen İranlı komutanların faaliyetleri de dikkat çekiyor.
ABD merkezli Newsweek dergisi, Washington’un stratejileri üzerine yaptığı analizde, beş potansiyel senaryo sıraladı. Bu senaryolar arasında, İran ile yapılabilecek bir ara anlaşmanın nükleer dosyanın çözümünü ertelemesi, İran’ın zayıf bir anlaşmayla geri adım atması ve bölgede kontrollü bir çıkmaz süreci yaşanması gibi olasılıklar bulunuyor. En tehlikeli senaryo ise, Körfez ülkelerinin doğrudan savaşa katılması olarak belirtilirken, en olası senaryonun mevcut ateşkesin sürmesi ve ekonomik-stratejik baskının devam etmesi olduğu ifade ediliyor.
Sonuç olarak, Tahran yönetiminin Washington’un belirsiz kararına rağmen sürekli bir hazırlık içinde olduğu görülüyor. Savaşın eşiğinde olan bu süreç, hem bölgedeki ülkeler hem de uluslararası kamuoyu için büyük bir kaygı kaynağı olmaya devam ediyor.
