İstanbul’un kaderini değiştiren o gece: Şehit Albay Sait Ertürk’ün kahramanlık destanı

Img

Hain kalkışmanın seyrini değiştiren en kritik hamlelerden birine imza atan ve İstanbul’un işgalini canı pahasına engelleyen Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk, 15 Temmuz gecesi gösterdiği eşsiz cesaretle adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Kendi inisiyatifiyle girdiği 66. Mekanize Zırhlı Piyade Tugay Komutanlığı’nda darbecilere karşı göğüs göğse çarpışarak şehadete yürüyen kahraman albayın ailesi, o tarihi gecenin bilinmeyen detaylarını ilk kez paylaştı.

TATİL YOLUNDAN ŞEHADET MEVZİSİNE

Ceylan Ertürk, o dönemde çocuklarıyla birlikte bayram tatili için Akçay’da ailesinin yanında bulunduklarını, eşi Sait Ertürk’ün ise İstanbul’da görevde olduğunu belirtti. Normal şartlarda pazar günü yanlarına gelerek uzun bir aradan sonra birlikte tatil yapmayı planladıklarını anlatan acılı eş, televizyonda askeri hareketliliği görünce büyük bir endişeyle eşini aradıklarını söyledi. Zeytinburnu’ndaki lojmanında akşam yürüyüşünden dönerken kızının telefonuyla durumdan haberdar olan Albay Sait Ertürk, hemen eve koşarak televizyonu açtı ve ülkenin karşı karşıya kaldığı tehlikeyi anında kavradı.

DARBECİLERE GEÇİT VERMEDİ: TANKLARI DURDURDU!

Lojmandan çıkışına ilk etapta izin verilmeyen kahraman albay, vatan savunması için bir an bile tereddüt etmedi. Aynı lojmanda kalan silah arkadaşı Albay Davut Ala ile irtibata geçerek durum değerlendirmesi yaptı. Çevredeki mülki amirler ve emniyet güçleriyle koordine kurarak lojmandan çıkmayı başaran iki komutan, Zeytinburnu ilçe emniyet tarafından gönderilen iki polis memuru ve uzman çavuşlarla birlikte darbe girişiminin Avrupa Yakası’ndaki en kilit üssü olan 66. Mekanize Zırhlı Piyade Tugay Komutanlığı’na doğru hareket etti. Sait Albay, eşine telefonda endişelenmemesini ve sabaha karşı bu hain kalkışmayı bastıracaklarını söyleyerek son kez seslenmişti.

Şehit albayın eşi Ceylan Ertürk, “Sait’in Albay Ala ile tugaya doğru harekete geçmesinin nedeni tankları durdurmak istemesiydi. İki yıl önce orada görev yapmıştı. Hatta oranın tugay komutanlığına da vekâleten bakmıştı. Bildiğim kadarıyla üç kışladan oluşan büyükçe bir zırhlı tugaydı. Çokça mühimmatı barındıran bir tugaydı. Dolayısıyla oranın sahip olduğu gücü biliyordu” dedi.

3 BİN ASKERİ KORUMAK İÇİN GÖZE ALINAN ÖLÜM

Daha önce aynı tugayda komutan yardımcılığı yapan Sait Ertürk, buradaki askeri gücün ve mühimmatın büyüklüğünün farkındaydı.

Ceylan Ertürk, şehit albayın yaptığı telefon görüşmesi hakkında, “Askeri liseden kardeş kadar yakın bir arkadaşıyla yaptıkları telefon konuşmasında, ‘Gitmem gerekiyor. Oradaki çocukları bir şekilde dışarı çıkarırlar. Orada 3 bin çocuk var. Terör saldırısı derler, tatbikat derler. O şekilde orayı bırakamam dedi.” ifadelerini kullandı.

Silah ve hücum yeleklerini kuşanarak tugay merkezine doğru ilerleyen iki komutan liderliğindeki timler, tankların ve zırhlı araçların kışla dışına çıkışını durdurmayı başardı.

HAİNLERİN PUSUSUNDA GELEN ŞEHADET

Tugay içinde ilerlerken karşılarına çıkan darbeci bir gruba teslim olmaları yönünde çağrı yapan Albay Sait Ertürk, hainlerin direnişiyle karşılaştı. Çıkan yoğun çatışmada ilk olarak polis memuru Serdar Gökbayrak şehit düştü. Arkadaşına yardım etmek için hamle yapan Sait Albay da sağ tarafından aldığı tek kurşunla şehadet şerbetini içti. Aynı çatışmada Albay Davut Ala ise vücuduna isabet eden 8 mermiye rağmen kahramanca direnerek ağır yaralandı. İki yiğit komutanın bu amansız mücadelesi, darbecilerin planlarını altüst ederek İstanbul’un tamamen işgal edilmesinin önüne geçti.

Albay Ala, “Silaha karşılık veriyordum. Ondan sonra silah tutukluk yaptı. Yanımdaki uzman çavuş arkadaş, ‘Komutanım, silah tutukluk yapmamış. Parmağınıza bakın’ dedi. Parmağıma bir baktım, parmağım düşmüş. Parmak yok yani, tetiği tutan parmak yok. Onun için ateş edemiyorum” dedi.

ÇANTASINDAN ÇIKAN TARİHİ VASİYET

Şehadet haberini ertesi gün öğle saatlerinde askeri yetkililerden alan Ceylan Ertürk, eşinin her zaman çok disiplinli, dürüst ve vatanına aşık bir asker olduğunu vurguladı. Şehit düştükten sonra çantasından çıkan not defterinde kendi el yazısıyla yazılmış olan “Yüzümü yere baktıracak bir sebep olmadıkça devletimin cezası da ödülü de birdir benim için” ifadesi, onun devlete ve millete olan sarsılmaz sadakatinin en büyük kanıtı oldu. Masasında ve çantasında şehitlikle ilgili şiirler bulunan kahraman albay, geride onurlu bir isim ve vatanı için feda edilmiş bir ömür bıraktı.

KAYNAK: HABER7
yok

Author: Onur Kurt